CİHAT İSLAM TERÖRÜDÜR! İSLAM VE İŞİD!

CİHAT İSLAM TERÖRÜDÜR!

İSLAM VE İŞİD!

Çoğu İslamcı din adamı, RT Erdoğan’ı halife yapmak isteyen TC İslamcıları, Kuran metinlerinin, İslam dininin İŞİD tarafından yanlış anlaşıldığı ve yanlış yorumlandığını idda etmeye devam ediyorlar…
Bunlar kendi Osmanlı hayallerini gerçekleştirmek için, İŞİD’in aslında islamiyeti ve müslümanlığı lekelemek karalamak adına kurulmuş bir tezgah olduğu komplosunu tekrarlayıp duruyorlar…
Başta Diyanet denilen İslamcı çete ve sözde ılımlı geçinen AKP’ci İslamcılara göre, en iyi islam osmanlı İslamıdır ve Erdoğan’ın halifelik sistemi de buna dayanarak temellendirilecektir…!

Diyanet’e göre, Cihat savunma savaşıdır.Ama tarihe baktığımız zaman tam da bunun tersini görürüz. Başta Muhamet olmak üzere,hep saldırmışlar… Muhamet’ten itibaren ve kendisinden sonraki Arap liderleri ve bütün Osmanlı halifeleri, başka halkların topraklarına Cihat adı altında saldırmışlardır…

CİHAT İSLAM’IN ANA SALDIRI YÖNTEMİDİR.

İŞİD, 1400 seneden beri yapılanı tekrarlıyor. Cihat olmasaydı, dünyada Müslüman olmayacaktı. Nice halkların kılıç zoru ile İslam’a geçirilmesi kutsal Cihat adı altında yapılmıştır. Soykırımlar Cihat adı altında gerçekleştirilmiştir…İslam budur. Bir başka İslam olamaz!!

Bütün İslam’i akımlarca, kendinden olmayanlar açıkça kâfir olarak ilan edilmeye devam ediliyor. Avrupa’ya göç eden Türkler ve Araplar gece gündüz, oturum aldıkları ülkelerin halklarını düşman kafir ilen ettiler.İŞİD aynısını yapıyor.
Kılıç zoru ile köleliğin, İnsanlara işkence yapma ve din değiştirmeye zorlaması ve Müslümanlaştırılan halkların kadın kızlarına el konulması Muhamet ile başlamıştır ve İŞİD bundan farklı bir şey yapmıyor…
İŞİD müftüsünün verdiği fetvaları, Osmanlı müftüleri binlerce kere vermiştir…Bu, islamın özüdür. Müslüman olmayanların hanım ve kızlarının, Müslümanlar için için “helal” olduğuna dair fetvayı İŞİD icat etmedi, Muhamet,Ali, Osman’dan beri var bu!!
TC ve Arap ülkelerinde Sunni kesimler, Osmanlı halifelerinin yolunda ilerleyen İŞİD’e hayran kalmaktadır. Işid ve diğer İslami akımların eylemleri artık marjinal değil, Milyonlarca Müslümanın desteğinde genel Cihat kavramı ile bütünleşerek hızla yayılmaktadır..

İslamın yayılması için Cihat;

Bilindiği gibi Kürt ve Türkler İslamın bilinen işgal ve terör sistemi ile Müslümanlaştırıldılar. İşid’in bugün yaptığı zorla Müslümanlaştırma Muhamed döneminde başladı
Terör, yıldırma, şiddet eylemleri ile hızla yayılan İslam, önündeki bütün engelleri kılıç zoru ile tepiyordu!!
Özellikle ana hedef olan etnik temizlikle İslamlaştırmaya ulaşmak için sivil halka yönelik gerçekleştirilen şiddet ve yıldırma eyleminleri, önce Kürtler’e uygulandı. Bu taktik abşarılı olunca Ortadoğunun bütün halkları da terörden nasibini aldılar. daha sonra hızla yayılan barbarlık, İran uygarlığını yerle bir ederek Orta Asya’ya ulaştı!
Arap İslam ve Türk İslam anlayışları Kürtleri köleleştiriyor.

Muhamed döneminin İslam’ı tamı tamamına bugünkü IŞİD’le kendisini gösteriyor. Türk Arap Sunni İslam dışında başka inanca yaşam hakkı tanımıyor. İslam orduları 7.Yüzyıldan itibaren yüz yıla yakın süre Kürdistan’ı kana buladılar. Ondan sonra sıra Persler’e geldi. Erkekleri kılıçtan geçirilen İranlıların kadınları Araplar’a köle yapıldı ve onlardan doğanlar bugünkü Mollaların atalarıdır.
Arabo-İslam Halifeyi ve Komutanı halkımız daha unutmadı. Bugün yine İslam adına Kürdistan fethedilmeye çalışılıyor. Önce terör ve şiddet yarat, insanları boğazla sonra yayılan korkunun ardından Kürt köylerini zapteti. Uygulanan yöntem İslam’ın eskiden yaptığıdır. Bugün hayata geçirilen 7. YY’ın politikasıdır.
Kızılbaşların, Ermeni ve Rumlar’ın öldürülmesi helaldir fetvası ile yapılan soykırımlar sonucu bütün Anadolu İslam’a döndü…, Erdoğan’ın 1071 masalı buna tekabul ediyor! 2071 dediği de Avrupa’dır….!

Bugün iktidar partisi AKP’nin Kürde bakışı, IŞİD’in bakışıyla aynıdır. IŞİD; Türkiye üzerinden  halkımızın üzerine salınıyor. Türkiye onlara ağır silahlar veriyor. Velhasıl Işid, TC’nin Kürtlere karşı çıkardığı o eski barbarlıktır..
TC; Kürtlere karşı IŞİD’i savaşa sürmüştür. Sözde insani görünüp kadın, çocuk ve yaşlılara sınırı açıyor.
Orta Asya Türk Kabilelleri vahşi metotlarla Müslüman yapıldı. Muhamed’in emri ile erkeklerinin başları kesiliyor, kadın ve kızlarının ırzlarına geçilerek, genetik Araplaşmaya başvuruluyordu.

İslâm terörü, 1400 yıl boyunca, yayılma ve hakimiyet kurmak için ana metot olarak seçmiştir. Ele geçirilen bütün ülkeler terör, zulüm, azgınlık yolu ile, özellikle masum insanlara, yaşlılara, kadınlara, çocuklara; suçlu suçsuz ayırımı yapmadan, haklı haksız farkı gözetmeden, kafir-gavur denilerek, Kura’nın ayetleri ve Muhamed’in metotları temelinde Müslümanlaştırılmıştır. Anadolu uygarlığı, İŞİD’in bugün uyguldığı terör yöntemi ile yıkılmıştır!
Müslüman olmayan milletlere mensup insanların can, mal ve mülklerine yönelik terör ve tedhiş uygulaması, başka dinden olanlara yönelik olduğu için bir insanlık suçu değil, ama ‘Allah’ın kutsal bir emri’ diye empoze edilmiştir.
19.06.2015    >>>>>>     Sevda Suner

Publicités

2 réflexions sur “CİHAT İSLAM TERÖRÜDÜR! İSLAM VE İŞİD!

  1. İSLAM, CİHAT, HAC VE KAN DÖKME!

    Hayvan kafasının kesilmesinin Kutsal ilan edilmesi, fışkıran kanlarla küçük çocuklara adeta banyo yaptırılması bayram mı?! Kan ve vahşetin içinde ‘bayram şenliği’: öldürme iştahıyla sevinç duygusu aynı ruhun fonksiyonu? Kurban ve bayram sözcüklerinin yan yana kullanılması bile şizofrenik bir durum. İlkelliğin geri kalmışlığın simgesi olan Kurban, Türkçeye Arapçadan geçmiştir. Arapça kurba kökünden türemiş olup, başka anlama gelir!
    Arapça’da çok ilkel bir içerik taşıyan Kan ve Bayram kelimelerinin yan yana getirilişi bile mantıksal bir çöküşe işaret ediyor. ‘kurban’ denilen kavram ilkel taş devrinden kalan bir soyutlamadır ve İnsanların mağaralarada yaşadığa döneme tekabül eder. Bu dönemlerde insanlar hayvan avlayarak yaşıyor, anlamadıkları şeylera gizemli biçim vererek sözlü olarak sonraki nesillere aktarıyorlardı, böylece safsataya dayalı bir tarih, kan ve vahşet bulamacı efsanelerle çocuklarının körpecik beyinlerine işliyorlardı.

    Devlete hakim islamcı güçlerce, bu kasaplık kan bayramının 9 güne uzatılması, her kişiye bir imam sloganın atılması, geleceğin karanlıklarını şimdiden haber veriyor. Ufacık çocukların alınlarına birer kan damlası kondurularak bu vahşetin kutsanmasından rahatsız olmayanlar başı dönmüş cellatlardır. Kanı, öldürmeyi kutsayan bir bayram, bayram olamaz! Her şey aynı doğrultuda gidiyor kan-şiddet-erkeklik-müslümanlık-delikanlık-sertlik hepsi aynı zincirin halkaları. iktidarı eleştirmek adı altında sürekli ölümü kutsayan bir çizgi benimseniyor. 

    Hayvanı keserken ona gel bak deden koyunu kesecek şimdi büyünce sende kesicen denilerek çocukların kasap ruhlu yetişmelerinin temelleri atılıyor. O kadar mı bu etki hep sürecek yaşamlarında. Onlar büyünce kendilerini baş kesen birer malkoçoğlu, yeniçeri, Avrupayı fethedecek akıncılar olarak görecek ve masum insanların canlarına da acımasızca kıyacaklardır. Öldürmeye, kesmeye, kan akıtmaya vicdanı rahatlıkla elveren Müslümanlar, öldürmeyi kanıksamış insanlar, savaşların terörün, cinayetlerin de başlıca sorumluları oluyorlar. Araplar eski çağlarda, yayılma amaçlı yağma ve talan hareketleri için bu türden ritüelleri genel kampanyalarının birer parçası olarak ele almışlardır. Öldürmenin, can almanın, kan akıtmanın, işkencenin, normal ve olağan sıradan bir şeymiş gibi gösterilmesi, müslümanların kutsal savaşları için ideoljik bir temel oluşturmuştur.
     »Kurban bayramı », gibisinden isimler vererek can almayı kan dökmeyi, vahşeti şölene çevirmek, ölümü kutsamak İslami toplumları şiddete yöneltmek, eski çağların askeri-politik doktirinin bir parçası olarak ele alınmıştır…
     
    En çok insan kafasının kesildiği İslamcı ülkeler, ‘kurban bayramı’ denilen kanlı rituellerin topluma büyük birer bayram diye empoze edildiği ve topluca kutlandığı ülkelerdir. Hayvan kafasının kesilmesinin Kutsal diye ilan edildiği, fışkıran kanlarla adeta küçük çocuklara banyo yapıldığı barbar kültürlerde, bunu daha küçük yaşta görüp yaşayarak kanlar arasında büyüyen bu çocuklar cellat olmaktan öteye gidemiyor… Bu piskolojik bir alıştırma ve şartlanmadır. Hele elde satır, bıçak, özellikle çocukların psikolojisini bozan görüntüler uzmanların görüşüne göre de hiç de iç açıcı ve olumlu değil. Bu tür sahneleri küçük yaştan beri kutsallık diye algılayan küçük çocuklar birer ruh hastası olarak büyüyor ve sonradan işkence yapan, kafa kesen birer cani olup çıkıyorlar. Cahil kitle, bayram kutlama adına, bilinçlice tüm çocukları bu kasaplık ortamına zorla getiriyor ve onları yüzlerine kanlar fışkırtıyor. AKP yönetimince daha da uzatılan bu vahşet bayramı, zavallı çocukların beyinlerinin yıkanması için daha büyük bir fırsat oluyor. Kurban bayramında hayvan kafaları havada uçarken, küçük çocukların bilerek topluca can çekişen hayvanın boğazına kadar yaklaştırılması, alınlarına bu kanın sürülmesi ve ellerine keskin bıçaklar verilmesi, İslam kasaplığının bariz bir örneğidir ! Bunu kutsal ve iyi eylem diye algılayan Müslüman çocuklar büyüdüklerinde rahatlıkla her canlının kafasını kesmeye muktedir olup, şimdiki gibi AKP’nin desteklediği Cihatçı örgütlerin potansiyelini oluşturmaktadırlar.

    Bayram ve doğayı tekbir ruhuyla imha etmek!

    Müslümanlar, dinlerinin insanları nasıl işkenceci tipi sapık, kaba, seksist, küfürbaz, parazit haline getirdiğini anlayıp bununla hesaplaşmak zorundadırlar.
    Tekbir ve Allahuekber nidaları her geçen gün artan cami sayısı nedeniyle yaşam çekilemez hale geliyor. Piskolojik işkence derecesini alan imam haykırışları sistemsiz olarak birbirine karışıyor ve sanki Anadolu yeni işgal edilmiş de kafirlerlerin Müslümanlaştırılması yeni başlamış intibasını veriyor. Arapça ezan okuma adına diğer insanları anormal derecede rahatsız eden imam_hacı hoca takımında birazcık aile terbiyesi olsaydı, bu yaptıklarının inanç ve tanrı ile bir alakasının olmadığını, sadece petrol şehlerinin yayılmacı hedefleri için piskolojik savaşa katkıda bulunduklarını itiraf edip, ibadetlerini terbiyelice ve kimseyi rahatsız etmeden yaparlardı. 
    Kurban bayramına tekbirli savaş naraları ile giren milyonlarca beyni yıkanmış insan neden bu kadar çok hayvanın canına kıydığını bile bilmez! Müslümanların çoğu henüz cehalet dönemini yaşıyor: gözü dönen, ağzında salyalarla nârâlar atan göçebe çobanlar, Allah ekber diyerek her yeri kana buladılar.

    Kurban Bayramı büyük kentlerde m.ö 3 000 yıllarına benzemiyor, görüntüler eski çağlardan daha geri gidiyor. Öyle sahneler TV ekranlarında yansıyor ki şaşmamak mümkün değil, sokaklarda akan kanlar, kaçan danalar, koçlar ve kendini yaralayan bir sürü acemi kasap binlerce yıl öncesinden de geriye gidiyor.

    Milyonlarca hayvanı bir kaç gün içinde vahşice yokeden, tüm bir kültürü, türban, çarşaf, yüksek cami minaresi, namaz, ramazan, sünnet ve ‘kurban kesme’ ile betonlaştıran Türkiye’deki post modern Türk İslam sentezi, özünde bir kültürsüzleşme, bir sanatsızlaşma, bir felsefesizleşme/fikirsizleşme, vasatlaşma (ve odunlaşma!) demektir.  »Kurban bayramı », toplumları şiddete yöneltmektedir. Öldürmeye, kesmeye, kan akıtmaya vicdanı rahatlıkla elveren insanlar, öldürmeyi kanıksamış insanlar, savaşların terörün, cinayetlerin de başlıca sorumluları oluyorlar. Kasaplar bayraminda hayvanları boğazlayanlar, ölümü öldürmeyi kanıksamış insanlar başka insanları da rahatlıkla öldürebiliyor. Ölüdürmenin, can almanın, kan akıtmanın, işkencenin, normal ve olağan sıradan bir şeymiş gibi gösterilmesine karşı çıkıyoruz.
    Bir canlıyı öldürüp, parçalamaya alıştırılmış bir çocuğun, gelecekte kendi türünün de katili olabileceği şüphesizdir. 
    AKP İslamiyeti hoşgörüsüz, lanet, kötücül, dogmatik ve siyasi birşey olarak uygulamada Osmanlı kafasını örnek almaya devam ediyor. Anadolu insanlarının ruhunun/kültürünün/uygarlığının Kur’an kursuna indirgenmesi, kadınların çamaşırlarına, din-ahlak adına, onların sağlığını bozacak derecede müdahale edişlmesi, tek tip islamist insan tipinin hortlatılması, kültür fakümü yaratmaktan başka bir şey değildir. Boşluğun bu kadarı klinik bir vak’adır ve bu çevrenin kültürel boşluğunun neden uzaydan daha boş olduğuyla da kimse cidden ilgilenmemiştir…

    Yeni sistemin başı Erdoğan’ın bütün işi Cami ve İslamın yayılması dır: dünyanın her yanına cami kurmayı ana amaç edinen Selefici Erdoğan İŞİD ve El Kaide gibi İslamın mutlak hakimiyetine soyunmuş durumda!
    Moskova’ya büyük cami kuran Seleficiler iyice palazlanarak vahşi ideolojilerini hakim kılmaya hız veriyorlar.. Bu türden İslami anıtlar, her tarafa kurulan ve gösterişi ile çevreye hükmeden yüksek cami minareleri eski zamanların put kültürünün biçim değiştirmiş hallerinden başka bir şey değildirler.
    Bu durum, haktan, hukuktan, adaletten, insanlıktan nasip almadan dünyanın başına bela olmuş bir ilkelliktir…

    AKP’nin temsil ettiği İslam fetih ve yağma ideoljisidir. Osmanlı’nın devr aldığı İslam-Arab istilaları hızla yayılarak ilkel milletleri hakimiyeti altına almış ve dünya uygarlığına büyük bir darbe vurmuştur. İslam; Cihad/istila/vahşet/dehşet/soygun/vurgun/talan/çapulculuk ve eşkiyalık ile tek din haline getirilmiştir…

    AKP’nin Suriye topraklarını ele geçirmek için son olarak kurdurttuğu Al Nusra+Fetih Şam cephesi, eski Osmanlı Cihat felsefesinin tekrarıdır…
    Savaşta ele geçen ülkeler fetih toprağı, öldürülen insanlar Allah’ın takdiri, ele geçirilen kızlar ve kadınlar (köle-cariye-seks işçisi-hizmetçi) erkek çocuklar köle (esir pazarında sermaye) İslam’ın şerefi; köle pazarında satılan insanlıktır. İslam; haktan, hukuktan, adaletten, insanlıktan nasip almadan dünyanın başına bela olmuş bir ilkelliktir…

    AKP çetelerinin propogandalarının merkezinde olan isimler İslam’dan önceki Putperest isimleridir. şimdi Allah dediğimiz put Abdallah, Allah’ın kulu demektir ve İslam öncesi Ay tanrısı (el-ilah) ismidir. Muhammed Kabe’de 360 put içerisinde geriye sadece Allah putunu bırakmıştır, Çünkü biyolojik babasının adı Abdallah idi!
    AKP’nin en büyük silahı olan Cihad nedir ? İslam Dinini tebliğdir. Sözle tebliğ edersin. Kabul edene itaat ettirir. Etmeyen ile ise savaşırsın. Savaşamayacak ve vergi verecek parası olmayan milletler İslam’ı kabul etmek zorunda kalırlar.

    Şimdi gelelim Osmanlı Ocakları denilen çetelere: AKP’nin Özel Harekatı Osmanlı Ocakları İŞİD’leşiyor!

    Cenaze timleri adı altında da hareket eden ve kriminal bir geçmişi olan, bunalım geçirerek sonradan Müslüman olan gençlerden oluşan, hayatını düzene sokmakta zorlanmış ve kendisine yeni bir sistem sunan İŞİD ve diğer Cihatçıların hayranı, Erdoğan tipinde otoriter bir güç arayışındaki gençlerden oluşan bu çeteler, zaman içinde TC’nin ana savunma gücü olarak tasarlanıyor…
    Bu çeteler daha önce AKP propaganda çalışmalarında kefen giydirilip, ellerine palalar verilerek meydanlara sürülmüştü.
    AKP cenaze timleri, Şam cephesi-Nusra -Fetih ordusu ve IŞİD’in başarısı ve antisemitizmin, Sünni İslam dışındaki yönelimlerin yok sayıldığı, Batı nefretinin tetiklendiği, demokratik değerlerin tehdit olarak gösterildiği resmi devlet politikalarının hüküm sürdüğü köklerin bulunduğu Türkiye’de taban buluyor.

    UYAN ARTIK!

    Kurtuluşun, ilkel Arap kabilelerinin yaşam biçimlerinden doğan AKP, İŞİD veya AL- Nusra gibi örgütlerin felsefesi ile değil, aksine onların senin üzerinde yarattığı kültü yırtıp atmandan geçer!
    Uyan artık ilkel çağların çöl İŞİD’çisi Muhammed’in ve Türkiye’nin her tarafına cami kurarak Arapça bağırma, çağırmalarla hayatı çekilemez hale getiren AKP çetlerinin kafesinden kurtul artık!! 7.yüzyıla ait ilkellikler, çöl saçmalıkları ile bir yere varılamayacağını gör artık!
    Muhammed; Erdoğan ve diğer tüm Arap diktatörleri gibi despot bir Arab lideridir. 7.yüzyılda putperest ilkel Arab kabilelerini kendi liderliği altında Millet haline getirerek kendi devletini kurmuştur. Putperestliği tek tanrılı dine dönüştürmüştür. Kur’an; Muhammed’in emirleri, devşirme bilgilere yaptığı felsefi yorumlardır. İlk İslam Devleti anayasasıdır. İŞİD’in şimdi yaptığı Muhammed’i aynen kopyalamakan başka bir şey değildir…
    İŞİD, Muhammed döneminin en güzel kopyasıdır. İŞİD Müslüman değildir demek, İslam’ın doğuş ve gelişmesi konusunda zır cahil olmak demektir.
    İslam’ın tüm ibadetleri, Kurban bayramı vs.. Putperestlik ibadetleridir. Muhammed İslam ile Putperestliği tek tanrılı din haline getirmiştir. Muhammed feodal İlkel Putperest Arab kabilelerini millet haline getirip ilk islam devletini kurup lideri olmuş ve devşirdiği bilgilerle yazdığı Kur’anı bu devletin anayasası yapmıştır…
    İlkel bir Arab’ın ve onun takipçisi AKP’nin yalanlarına daha fazla inanma artık. Bilim ve teknoloji üretmek için uyuşmuş bir beyin değil, uyanık bir beyin lazım. Muhammed denilen ilkel Arab’ın bu putun en sevdiği kulu ve en sevdiği peygamberi olduğu iddia edilir. Namazda bu puta eğilip, yerlere kapanarak yardım, iyilik, merhamet, esirgeme, koruma, yüceltme, zenginlik ve bereket istenir. Modern zamanda akıl dışı bir ilkelliktir.

    1400 SENEDEN BERİ DEVAM EDEN BARBARLIK MANZARALARI:

    Hacı olma derdindeki milyonlarca ilkel Müslüman Kurban bayramı namazı kılıp şeytan taşlama ritüeli yaparken birbirini ezmeye devam ediyor…
    Mekke’de ki son şeytan taşlama ve zalimce birbirini ezme eylemi, İslamın ne kadar geri kaldığını, Müslümanlarda genel bir beyinsel yıkılma ve cinnet halinin yaşandığını, hatta ve hatta 4 000 sene önce Mezopotamya ve Anadolu uygarlıklarını kuran halkların yaşam seviyesinin daha gerisine gidildiğinin ispatıdır…
    İslamda ki bu feci geri kalmışlık durumu, bu dinin etkisine giren halkların beyinsel ve ruhsal gelişmelerinin tamamen geriye çekildiğini, uygarlık dışı bir oluşumla, evrensel bütün pozitif gelişmeyi yadsıdıklarını gösteriyor..

    HAC’DA YAŞANAN BAZI KATLİAMLAR!

    1987: Suudi yetkililer, gösterilere müdahale ederken 400 kişi öldü. 
    1990: Putçu Kutsal bölgelere çıkan tünellerde bin 426 hacı öldü. 
    1994: İzdihamda 270 kişi hayatını kaybetti. 
    1997: Çıkan yangında 343 hacı öldü, bin 500 kişi yaralandı. 
    2006: « Şeytan taşlama » esnasında yaşanan kazada 364 hacı öldü. 
    2015: Cami minaresi çöktü, 107 ölü
    24-09-2015 : Şeytan taşlama adına birbirini taşlama ve ezme, ilk belirlemelere göre en az 780 ölü.

    İslami yapının geldiği nokta, bu ideoloji ile beyinleri yıkanmış 100 milyonlarca cahil insanın bu gezegen için bir tehlike oluşturmaya başladığı gerçeğini vurgulamakta yarar var!
    Beyinleri çöl dogmaları ile körleştirilmiş ilkel barbar kitleler şeytan taşlama adı altında birbirlerini acımasızca ezerek, şeytanlığın en kötü örneğini sergilediler…Hacılar, küçük, orta ve büyük şeytana yedişer taş atma sırasında katliama yol açtılar. Şeytan diye birbirlerini taşladılar…

    Karanlık çağlara son vermek için:

    1- Cami değil, Köy Enstitüleri kurulmalıdır. Arap’ça ezan alçak sesle ve semt başına en fazla 1 tek camiden okunmalıdır. her taraf zaten camilerle dolduğu için, yeni Camilerin kurulması yasaklanmalıdır.
    2- Diyanet dağıtılmalıdır. Diyanet işleri başkanlığının ilke olarak ülke içindeki bütün inanışlara eşit mesafede olması, gerekirken, şimdi sadece Sünni İslam’ın temsilcisidir. Günümüzde ise, 9 milyar ytl ye yaklasan bütçesi, birçok bakanlığın önündedir. Başkanlık 100 binin üzerinde imam ataması yapmakta yine bir o kadar camiyi bünyesinde bulundurmaktadır. Din kurumu özelleşmeli diyaneti finanse etmek için devlet tarafından yapılan soygun bitmelidir..
    3- Zorunlu din dersleri ve nüfus kağıtlarındaki ”İslam” hanesi kaldırılmalıdır. Devlet okullarında din dersi okutulmamalı,kuran kursu vs resmi kurum olmamalı. Nüfus cüzdanlarından din hanesi kaldırılmalıdır. İnsanların inançlarına göre bu veya başka yöntemlerle fişlenmesinin önüne geçilmelidir.
    4- Hac denilen, Arap şehlerini milyarder etmek ve her türlü çöl bakterisini yaymaktan başka bir şeye yaramayan ve Suud Oligarklarına 100 milyarlar akıtan kurnaz ve ebedi Turizm tuzağına son verilmeli, halk, Mekke’ye düşmüş olan ve hem Allah hemde şeytan diye adlandırılan bu Meteor taşı konusunda bilimsel alanda aydınlatılmalıdır. Mekke’deki Kabe İslam’dan önce vardı ve çevresinde dönülmüş taşlama vs. olmuştur. Bu İslam Kabesi ilk ve tek değildir. Araplar eskiden çevresinde dönüp ellerini çırpıyorlardı…Eskiden putları ve daha öncesinde farklı inançları barındıran bir yer idi. Çünkü oraya o dönemin insanlarının hayal güçlerinin üstünde, tasavur edemeyecekleri bir olay, Gökten bir Meteor taşının düşmesi olayı vardı ve bu onu tanrısal-kutsal yapmıştı! Kutsallık kavramı, zaman sürecinde insanların ellerindeki olanak ve sahip oldukları metotlarla anlayamadıkları, imajine edemedikleri verileride gizemli güç aramalarının sonucudur!

    Sevgi ve Saygılarla

    Entegrasyon Komitesi İsviçre- Vevey
    ———————————————————————-
    Esin Duran,
    Selda Suner,
    N. Gök,
    Irem haloglu
    Ferdi koçkar
    Yeliz seren
    Vedat Konak
    S. Aktaş
    Pelin Moda,
    Bedri Engin,
    Hasan Sirtan
    M. Eskici
    Nazmi Dogan,
    Sevda Suner
    R. Adalı
    Sezer Aşkın,
    H. Datvan,
    Salih Demir,
    FERDİ KADER
    Erhan Vural
    Necmi Derinsu
    Ahmet Kaymaz
    Aslan IŞIK
    Nizamettin Duran
    A. Demir
    hasan kayısoğlu
    Melahat Baykara,
    ismail çekmez.
    Aydin Nizam
    Uğur Demir
    Ismail B. Cenk,
    Tekin Balkic
    Selma Altuntaş,
    Murat Koç
    Filiz Serin,
    Nedim Serin,
    Vedat Koçak,
    Salih Birdal,
    Erdal Cömert
    Ismail Bulak
    Ahmet Meriç
    Mustafa Gur,
    Hasan Zafer
    Bahar Ünsal
    Osman B.
    Ayse bahar
    Metin Maslak
    H. Maslak
    Dilek Solak
    zeynep içkaya
    Sevda maslak
    Sercan Gezmiş
    Aynur Balkaya
    İpek Doğan
    Nazım Doğan
    Murat Doğan
    esin erkan
    Beyhan erdem
    n. erdem
    İsmail Deniz
    Ayten BARAK
    Ugur Birdal
    Ahmet Tan
    İsmet Yelkenci
    Yıldırım Kongar
    Selma Kongar
    Birol Aytekin
    Hatice Gül
    Ibrahim Erkin
    Kemal erdem
    Rıza Akdemir
    Mehmet Coskun
    Hüseyin demir
    fethi killi
    Yeliz Ender
    Mustafa Ender
    Ugur Basak
    Kemal Dektaş
    Ayten Ilkdal
    Nuri Aktanır
    Metin Koc
    Sevgi Ender
    Burhan Kulakçı
    Oğuz Duran
    Burcu Kanter
    Aysel kanter
    Erol kanter
    Layla SOLGUN
    M. Oktay
    Kemal Aktas
    Yelda tekinoglu
    Orkun Keskin
    T. Vural
    Oğuz şen
    Nur Şen
    Ismail çaykara
    Burhan Orkal
    D. Kahan
    Seher Yıldız
    Esra akkaya
    Mehmet Uzan
    Yeliz IŞIK
    Murat Bakır
    O. Dem
    Salih Aktaş
    Seyhan İlknur
    Osman Çekiç
    esma yıldız
    Murat Çetindal
    Ali OkyarMusa Tekin
    Aslı Birdal
    Nazmi Doğan
    İnci Gür
    L. Okar
    Mustafa Karkaya
    Omer Aytac
    Mürsel Bozkır
    Zeynep Şengül
    Gülcan Iğsız
    Murat Nidar
    şemsi Kaya
    Ayten Ekşi,
    Eda leman
    nermin ışıl
    D. Polat
    Kadir Erdem
    Serdar OKTAY
    Mehmet Özdemir
    Mustafa Erkan
    Nuri AKTAS
    Emine AKTAS
    O. Kadir Ergun
    Metin Kurca
    Sedat Isiklar
    Filiz Bag
    Kadir Baskale
    Sevim Varlik
    Hasan Mesut Akkaya
    Necmi Guler
    Erhan Isguz
    Meral Okur
    Bilge Okyaz.
    Kemal Koç
    L. Mirakoğlu
    Oktay Kızılcık
    Mehmet Yavuzgil
    Erdal Polat
    Hüsnü oktay
    k. Sankay
    Ahmet tekin.
    Semra Kaya
    Mustafa Çiçek
    Kayhan Göçkaya
    Erdal Solgun
    Mehmet Solgun
    Esra Solgun
    N. Altik
    Oguz Karakış
    Leyla Mert
    Işık mert
    D. Öksüz
    Erdem Yılmaz
    Ayse Eltan
    S. Guner
    M. Deniz Ok
    Mehmet İnce
    Huseyin Cinar
    Meltem Cinar
    Berk Cinar
    L. Demirkaya
    Huseyin Çilek
    Ayten Irmak
    D. Okdere
    Ali Uskan
    İrem Haloğlu
    Berdan Temiz.
    H. Baskale
    Murat Gülay
    Esra Gülay
    Mustafa Akyol
    A. jale Kol
    M. Kol
    Tamer Oktay
    Aslan Burukoglu
    I. Demir
    Nurettin Akdal
    Uzan Kara
    ismail Igdır
    Ali Serin, Gül Akın, esra Serin, Mehmet Y. Yıldıran.
    Nuri Şen
    Hasan.Y. Balci
    Mehmet Yucel
    İsmet C. Koray
    Salih Söğütlü. H. Ali Erkan
    Nuri Akçay, Gül Akçay, Esra Akçay
    Ali Dem. Sarahoğlu
    Ayten Karaman, Mehmet Azal
    L. Uzan, Harun Tabaklı
    Ertekin Sancak, mehmet değerli.
    Kemal Güler, Zeynep Güler
    B. Urak.
    ADNAN Yörükoğlu
    Ismail Duygu, Erdem Duygu, Aydın Üzel. S. Ali Kandarlı
    Hasan Incedemir.
    N. kayıkçı.
    Bayram Akçak
    İsmail Dilpek.
    Kemal Uzunyayla, Mehmet Gölek, Necip Kaplan
    Zeynep Olgun, Mustafa Gülay, Nuri gülay, Arzu Gülay
    Mehmet Gülçiçek. Seher Gülçiçek.Mustafa E. Sırat.
    Oktay Baykuş. Ezra Seren. Nuray Karaçay.Ali karaçay. Murat Karabel. Nedim Arslan. Haydar Erkin. Şenay Temel, Adnan Temel. M. Adil Oktan.

  2. ERMENİ SOYKIRIMI VE TC’NİN KURULMASININ MADDİ TEMELLERİ!

    Soykırım ile beraber 380 Milyar Dolarlık Ermeni mal mülkü gasp edildi!

    Soykırım’ın doğal bir parçası olan talan ve yağmalamanın kitlelelerin örgütlenme motifi yapılarak daha fazla kazanç ve ganimet hırsı ile harekete geçirilip etnik temizliğin sistemli bir şekilde uygulanarak 380 Milyar Dolarlık Ermeni servetine geri dönülmeyecek şekilde el konulması, Anadolu ve Mezoptamya’nın kanayan bir yarası olarak kalıyor!
    1915 Ermeni Soykırmında Rumlar sesiz kaldı. Suryaniler ise kendilerine aynısı olmayacak zanetti! Ama Ermenilerin kırımı başarıya ulaşma seyrinde iken, Suryaniler de bundan paylarını almaya başladılar!
    Ermeni ve Suryani soykırımı başarıya ulaşınca sıra Rumlar’a geldi ve Pontus Rumları 3 000 senelik vatanlarında toptan yok edildiler. Kürtler, bunun aynısı kendilerine olmayacağını sandı ama, Rumlar yok edildikten sonra sıra Kürtler’e geldi ve 1925 ten itibaren sistemli şekilde tehcir ve kırımlara uğratıldılar. Kürtler, Ermeniler, Suryaniler ve Rumlar gibi hain iç düşman edildiler! Kürt soykırımı hala devam ediyor!
    Aleviler, bugün Kürtler’e yapılanların kendilerine karşı yapılmayacağını sanıp sesiz kalıyorlar! Aynen geçmişteki diğerleri gibi!! Ama Kürt kırımı başarıldığı an sıra kesinlikle kendilerine gelecek ve onlar da hain iç düşman ilan edileceklerdir.

    İTC ve İnfaz komitesi!

    Ermeniler neden yok edildi? Hain denildi, iç düşman denildi ve ortamı da 50 sene evelinden hazırlandı. Daha sonra kim ki ermenileri savunuyorsa onu da hain ilan ettirip soykırıma zemin hazırladılar!
    Aynı şey şimdi de Kürtler’e karşı yapılıyor. Kürtler, iç düşman hain ilan edildi, yetmiyormuş gibi onları destekleyenler de hain ilan edildi ve prova olarak Kürt Köyleri boşaltılmaya başlandı! Soykırım işte her zaman böyle başlar…

    10 Haziran 1915 günü Meclisten geçtiği bilinen bir “ek kanun” ile tehcir edilen Ermenilerden kalma tüm malların “terk edilmiş” olduğu ve onlara devlet tarafından “el konulması” kararı alındı.
    İttihatçıların 1915’te uyguladığı Tasfiye Kanunu,hala yürürlükte kalan bir kanundur. TC’nin oluşumunda temel bir kanundur, üstüne ek kanunlar gelmiştir. Tasfiye Kanununun getirdiği sistem şudur: Sürülenin geride kalan malı, iradesi dışında devlet adına Hazine tarafından el kondu. Mala el konması ve satımı gibi işlemleri yerine getirmekle görevlendirilen Tasfiye Komisyonları kuruldu. Bu komisyonların tüm işlemlerin kaydını yaptığı Sürgün Defterlerinden bugüne kadar tek bir tanesinin sayfası gün yüzüne çıkartılmamıştır.
    Aynı şekilde Kürtler, 1925’den sonra tehcir edilmeye başlandı. Zorla köy boşaltmalar şeklinde kitlesel sürgün devam ediyor. Binlerce köy yerle bir edildi. AK iktidar Şırnak ve Hakkari’yi tarihten silmek istiyor!

    İşte Ermeniler toplu halde böyle sürüldü, mallarına devlet adına el kondu. Hukuksuzca el konan mallara dair işlemler ise hala tabu olarak kalıyor. Bu anlamda, Türkiye’den Avrupa’ya gidip orada kalan Türklerin, Avrupa’da ki mal ve can güvenlikleri de, TC’nin bu kanunsuzluğu meşrulaştırması ile büyük bir risk altına sokulmuş oluyor!

    Bir eylemi yapıp bunu pervasızca savunanın başına aynı durumun gelmesi tarihsel bir gerçekliktir.

    Bunun yürürlüğe girmesiyle hemen özel komitelerin kurulması ve o Ermeni mallarının sahipleri adına işbu komitelerin işlemlerde bulunması da kararlaştırıldı. Onların evleri – dükkânları, bağ – bahçe arsalar vs. gibi demirbaş ve taşınmaz mallarıysa Balkanlardan getirilmesi planlanan din-i bütün Müslüman muhacirlere tahsis edilecekti.

    Ermeniler ve Rumlara yönelik başlatılan saldırılarda 2 Milyona yakın sivil ketledildi. Soykırımda, kitleler, şimdiki Suriye Irak gibi alışılmış Cihat piskolojisi ile masum yerli halkı boğazlamaya başladılar. Tüm Ermeni malları,evler, dükkanlar, mağazalar ve içindekiler, araziler, kiliseler, manastırlar, okullar her şey gasp edildi. Aileler tehcir edilir edilmez komitenin adamları koşup evlere girmekte ve eşya, halı, çamaşır, yiyecekler her şeyi götürmekteydiler.  Osmanlı İmparatorluğu yönetimi 1915’te Ermeni tebaasının imhası ve mallarının talan edilmesi Türk halkının iştiraki ve bilfiil görev alması ile gerçekleşmiştir. Talan ve soygunda da kendilerine pay çıkarmışlardır.

    Müslüman olmayan bütün bir halk topluca yok edilmeye başlandı!

    Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde soykırıma tabi tutulan halk nasıl bir soyup talan ediliyorlardı?
    4 Ekim 1915’te Ermenilere uygulanan vahşeti Amerikalı araştırmacı heyetin raporu:
    “Emniyet güçleri şehrin Ermeni evlerinin her birinden eşyaları çıkartmakta ve Türk kadın ve çocuklardan oluşan güruh emniyet güçleri ile birlikte hareket etmekteydiler. Emniyet güçlerinin Ermeni evlerinden topladıkları kıymetli eşyaları aldıktan sonra bu güruh halindeki halk evlere girerek kalan her şeyi talan etmekteydiler. Her gün olağan hale gelen bu hareketleri gözlerimle görmekteyim. Birkaç hafta içinde tüm evlerin boşalacağını ve sıranın işyerlerinin talanına geleceğini zannediyorum.

    İşte görgü tanığı bir görevli (Bedevi) Fayız El-Hüseyin, 1916’da gördüklerini yazmıştır. “Ermenileri imha ettikten sonra onların evleri, tüm eşyaları, araç gereçleri, dükkânları, depoları ve tüm işyerleri talan edip, toplayıp götürmekteydiler.
    Kiliseler ve tüm büyük Ermeni kuruluşları bu harekete maruz kalırlar. Hükümet bu talan edilen malların satılması için bir heyet kurar. Ölen Ermenilerin taşınır ve taşınmaz mal varlıkları mirasçılarına bırakılması yerine Türk hükümetinin kasasına devredilmekteydi. Halılar, değerli eşyalar onda bir fiyata satılmaktaydı.

    Bütün para ve değerli eşyalar jandarma Rüşti Bey ve vali Reşit Bey’de toplanmaktaydı. Vali Reşit Bey İstanbul’a götürerek şahsen Talat Paşa’ya teslim edecektir. Bunlardan Ermenilere yapılan soykırım hakkında araştırmalarda bulunmuş İsviçreli Zurlinden 1918 yılında güvenilir bir Alman kaynağından edindiği bilgilere istinaden “yapılan aslında 1,5 milyon insanın maddi birikiminin de yağmalanması, soyulmasıdır” diye yazmıştır.

    Çeteler aracılığıyla sürdürülen bu saldırılar çığ gibi büyüyerek, kana susamış cahil Müslümanların şimdiki El kaide,İşid, Nusra örneğinde olduğu gibi yağma talan ordulaşmasını yarattı. TC’yi de bunlar kurdu.

    Tarafsız Uluslararsı kurumlarca, el konulmuş bu malların kapsamı ve değeri hakkında detaylı araştırmalar yapılmıştır.
    Bunlar, likit varlıklar (banka mevduatları, hisse senetleri, tahviller, sigorta poliçeleri, altınlar, tablolar ve diğer değerli mallar) ile taşınmaz mallardan (evler, dükkanlar, fabrikalar, han, vakıflar, çiftlikler, ahırlar, ambarlar, değirmenler, ekili ve ekili olmayan tüm araziler, canlı hayvanlar ve benzeri) oluşmaktaydı. Ermeni toplumunun en görünür sembolleri olan ve bugüne birkaç düzinesi kalan 2900 civarında kilise, 650 manastır ve 3500 Ermeni okulunu da içermekteydi.
    Uzmanlar, bu gaspın toplam değerinin bugün 380 milyar Doların üzerinde olduğunu hesaplamışlardır…
    Böylelikle, Türkiye Cumhuriyeti geçen yüzyılın ilk soykırımının dehşetine, zamanımızın en büyük servet ve toprak hırsızlığını da ekleyerek, Osmanlı Devleti Jön Türklerinin başlattığı işi bitirmişlerdir.

    Son Osmanlı İdaresi İTC öldürttüğü Ermenilerin mallarını kendi hakkı kabul etti.
    Ancak ne hükümetin ne de talancıların bu mallarda hakkı yasal olmadığından ilk bulan almaktaydı.
    Bazı Ermeni aileler mallarını paralarını ve hatta çocuklarını komşu Müslüman ailelere emanet etmekteydiler. Ancak güvenleri genellikle suistimal edilmekteydi. Çocuklar öldürülüp mallara el konmaktaydı.
    İç Anadolu-Kapadokya işgalden ve savaş bölgesinden uzak kaldığından savaş nedeniyle muhacir durumda kalan Müslüman ailelerinin kolayca yerleştirilebileceği bir yerdir. Ermeni evlerine Kuzey-Doğu Anadolu’dan Müslümanlar getirilip yerleştirilir. Böylece Doğu Anadolu’de Müslüman ahali % 60 oranında artırılır.

    Soykırım sonucu gasp edilen Ermeni malları ilkel bir hırsızlıktır!

    “Terk edilmiş mülkler” teriminin, “çalınmış mülkler” terimine bir örtü olduğu en başından beri apaçık ortadayken, bu kavram bir hukuk terimi olarak Ermeni mallarının ilk gaspından on beş yıl sonra kullanılmaya başlandı.
    Aslında Ermenilere, alındı belgeleri verilmişti. Yasa bunlara ilaveten Balkan Savaşları’ndan gelen Türk göçmenlerini, Ermenilerin evlerine ve topraklarına yerleştirme koşullarını da belirliyordu. Kuşkusuz, failler kadar onların bugünkü savunucuları da toplu kırım ve sürgünleri basitçe Ermenilerin savaş alanından uzaklaştırılması olarak görüyor ve yetkililer hiçbir Ermeni’nin geri dönmeyeceğini biliyorlardı.
    “Terk edilmiş” mallar sorunu 1918’den 1922’ye kadar, “Müsadere Kanunu”nu iptal eden Sevr Antlaşması da dâhil olmak üzere Türkiye, Ermenistan ve Müttefik Devletler arasında sayısız defa görüşüldü. Fakat 1923’te, revize edilmiş Lozan Barış Antlaşmasının imzalanmasından hemen önce, yeni bir Terk Edilmiş Mülkler Kanunu çıkarıldı. Bu kanun, ayrılma koşulları ne olursa olsun, artık Türkiye’de ikamet etmeyen Ermenilerin mülklerinin müsadere edilmesinin önünü açıyordu.

    YAHUDİLER VE ERMENİLER!

    Soykırıma uğratılan halklar arsında ayrımcılık yapılamaz! Sokırımın ayrıcalığı olamaz! Mağdur Yahudi’ye nasıl gaspedilmiş hakkı iade ediliyorsa, Ermeni’ye de iade edilmelidir.
    Bugün, Örneğin Yahudi kuruluşlarının faaliyetleri, Amerikan yönetiminin desteği ile Holokost’un Yahudi kurbanlarının İsviçre bankalarında saklanan paralar hakkında, ayrıca mal sahiplerine mallarının iadesi için Dünyanın çeşitli müzelerinde bulunan güzel sanatsal değerlerinin iadesi ne dair uluslararası antlaşmalar yapılıp, Almanların gerekli zararları ödemeleri zorunlu kılınmıştır.
    Türkiye soykırım pratiklerinden vaz geçmediği için büyük bir risk altında kalmaya devam ediyor!
    Tarihten en büyük örneği, Hitler’in yahudi soykırımını haklı çıkarmayı, Ermeni soykırımını örnek göstererek savunmasına benzer! Avrupa’da doğacak daha büyük krizler sonucunda, Ermeniler’den sonra,bugün de Kürtler’e yapılan kırım ve tehcirlerin örnek gösterilerek, Avrupada ki Türklerin de oradan kovulmasına haklılık zemininin oluşturulması bilfiil, TC’nin bugünkü tutumunda yatmaktadır. Türkiye, Kürtlerin hiç bir hak hukukunu tanımak istemediği ve Ermeni soykırımının sonuçlarını kabul etmediği için, aslında kendi halkına karşı yapılacak benzeri eylemleri de geçerli kılmaktadır…
    TC, Almanlar’ın yahudi zararlarını karşılamaları gibi, Ermeni mağdurlarının hakkını iade etmediği müddetçe, büyük bir kanunsuzluğu meşrulaştırarak, Türkiye dışındaki Türklerin haklarını, olağanüstü şartlar altında yok sayılmasına yol açmaktadır.

    Yahudi soykırımının kurbanları, Ermeni soykırımı kurbanlarından farksız olduğu için, Ermenilerin mal ve mülkleri de geri verilmelidir.
    Suçsuz yere sürgün edilen veya öldürülen Ermeni’lerin yakınları ve tüm mağdurların hakları geri verilmediği müddetçe, başka ülkelere göç etmiş olan Türkler’in can ve mal güvenliği ve uluslararası haklarınında benzeri şartlarda yok sayılması hakkını yaratır!
    Başkasına yaptığın şeyin hesabını vermediğin, zulüm ve terörünü diğer halklara karşı devam ettirdiğin zaman, aynı şeyin, benzeri şartlar altında sana karşı da yapılması hakkını doğal olarak yaratmaktasın! Filistinlilere bağımsız devlet hakkını savunan TC bunu, Kürtler’e yok saydığı müddetçe, Kürtler’e karşı zulmüne devam ettiği müddetçe, kendi varlığını sorgulattırtmaktan başka bir şey yapmmamaktadır!

    Avrupa’da yaşayan Türkler, bu anlamda, para ve mallarına el konularak Türkiye’ye gönderildikleri anda, içinde bulundukları şimdiki soykırımcı, Kürt ve Ermeni düşmanı ruh haletini bir kez daha hatırlamalıdırlar! Kaldı ki kovuldukları, yok edildikleri yer, Ermeniler’in öz vatanı idi, Avrupa’ya göç eden Türkler gibi, başkalarının hak hukuku üzerinden keyif çatma yeri değil!

    Melisa Muradian.

    İmzalayanlar:
    ———————————————————–
    Ciwan Kurken
    Hanna Hekimyan
    A. Demir
    Elisa KARA

Laisser un commentaire

Entrez vos coordonnées ci-dessous ou cliquez sur une icône pour vous connecter:

Logo WordPress.com

Vous commentez à l'aide de votre compte WordPress.com. Déconnexion / Changer )

Image Twitter

Vous commentez à l'aide de votre compte Twitter. Déconnexion / Changer )

Photo Facebook

Vous commentez à l'aide de votre compte Facebook. Déconnexion / Changer )

Photo Google+

Vous commentez à l'aide de votre compte Google+. Déconnexion / Changer )

Connexion à %s