TÜRKİYE PARTİSİ VE TÜRKLEŞME!! Kuzey Kürdistan halkı Türkleşme değil, kendi doğal haklarını istiyor. Kürdistan genelinde süren bu sürece karşı konulamaz.

TÜRKİYE PARTİSİ VE TÜRKLEŞME!!

Kuzey Kürdistan halkı Türkleşme değil, kendi doğal haklarını istiyor. Kürdistan genelinde süren bu sürece karşı konulamaz.

Güney ve Batı da bağımsızlığa doğru giden süreç daha da hızlanırken, Kuzey’de başka hedefler ortaya koymanın bir anlamı yoktur..
Kürdlerin bağımsızlıktan başka bir talebi yoktur. Genelde kürtler artık eskisi gibi değildir. Dünyanın her köşesinde yaşayan Kürdler bağımsızlık heyecanı yaşamaya başlarken, denenmiş eski taktikleri yeniymiş gibi yeniden ortaya sürmek, Kürtler için intihar anlamına geliyor!! Kürtler arasına sokulan mezhep ve parti kavgaları da etkisini kaybetmeye başladı. Alevi ve Sunni Kürtler, artık aynı saflarda mücadele ediyor. Kürtler, milli bir şuurla Kürt kimliği etrafında birleşiyor…Cihatçı örgütler ve onların sponsorları olan Türk ve Arap devletlerinin uyguladıkları kırımlar, Kürtleri birleştirmeye başladı!

Batı-Kürdistan’a işgal saldırılarında bulunan, bu İslamcılar, İŞİD ve El-Nusra çetelerin hemen hemen hepsinin uçakla ilk indikleri yer Türk şehirleri.

Uçaktan iner inmez, bu çeteleri ilk karşılayan, MİT görevlileridir. Bu çeteleri Rojava Kürdistan grup grup taşıyan Türk MİT elemanları, polis ve subayları. Grup grup taşıma, Türk devleti için kendi başına bir resmi çalışma haline geldi…
Bu küresel tetikçilere, Neo-Osmanlıcı, Yeşil Türkçü AKP hükümeti tarafından Kırşehir’den, Mêrdîn’e ve Halep’e kadar, askeri eğitim karargahları oluşturulmuş. Sahra hasteneleri kurulmuş. AKP, TSK, Polis ve MİT’in ortak koordinesinde, Yeşil Türkçü yayılmacılık için tüm kıtalardan toplatılan ve küresel tetikçi olarak kullanılan çeteler yeterli görülmüyor. Kürt hareketi daha da büyüyünce paniğe kapıldılar ve şimdi kendi tank ve topaları ile girmek istiyorlar.

Türkiye’de Kürtleri bölüp birbirine düşürmek için kullandıkları son kozları bitince, Cihat, tank ve topla tehdite başladılar…Türk devleti, tek bir amaçla bunu yapıyor. Erdoğan’ın hükümeti daha beterini yapıyor: İŞİD halifeliğin saldırılarına destek veriyor. Çünkü IŞİD ve Erdoğan’ın projeleri aynı: Rojava deneyini ezmek. Rojava Kürdistan’ında Kürt halkının diğer halklarla birlikte demokratik, eşit ve özgür bir temelde kendi iradesiyle kendi öz yönetimini kurması ve bir statü elde etmesini engellemektir amaç…
Kürtler arasındaki mentalite birliği giderek kuvvetlenmektedir. Daha önce asla birleşemeyecek gibi görünen Kürt halk tabakaları şimdi, kolaylıkla aynı saflarda mücadele veriyor!

Seçimler boyunca da sıkça “binyıllık kardeşlik”ten söz edildi. Erdoğan, kardeş, kardeş diyerek kulakları getirdi, bu tutmayınca sopayı gösteriyor. MGK, Suriye Kürtlerine karşı topunu tankını sınıra yığdırmaya başladı!
Hedef, Esat ve İŞİD diyorlar, ama gerçek olan odur ki, Kürtlere saldırma hedefi vardır…
Ne kardeşliği! Kardeşlik filan da yok! Sahici kardeşler, talep ve dileklerini pazarlık konusu yapmazlar. Hakkın gereğini, insaniyet halleri, vicdan ve hakkaniyetle teslim ederler.

Aynı ana, babadan olmayanların bir tek kardeşliği vardır, o da “kan kardeşliği”dir. Kan kardeşliği; gönüllü olarak kesilen parmaklardan damlayan kanın cilt temasıyla birbirine karışma kardeşliğidir. Eğer kan, düşmanca akıltılmışsa o akan ve dökülen kanın birbirine karışmasından kardeşlik oluşmaz. Olsa olsa kan düşmanlığı olur.

Bu  »kardeş » düşmanlar, Kürtleri kaybedeceklerini anlayınca artık son silahlarını da piyasaya sürdüler. Tekçi, retçi, inkârcı ve asimilasyoncu sistemin; sade Kürtlere değil, Ermenilere, Asuri-Süryanilere, Keldanilere, Rumlara, Ezidilere, Alevilere karşı onyıllardır uyguladığı suçların artıyor! Suriye Kürtlerinin başarıları karşısında zıvanadan çıkan TC, Nato’dan aldığı bütün silahlarını Kürdistan şehirlerine sürmeye başladı…
Herkes bağımsız ve özgürce yaşama hakkını kullanmalıdır. Suriye’ deki Alevi ve Hiristiyan halkları da kendi topraklarında bağımsız devlet kurma haklarına sahiptirler. Sahte devletler, uydurma sınırlarla bir yere varılamaz! Zoraki sınırlar içerisine sıkıştırılıp ezilen halklarla barış kurulamaz, tam aksine, halkların kendi iradelerine rağmen kurulan zoraki devletlerin kendileri bütün bu çatışmaların ana kaynağıdır, zoraki sınır ve devletler sonsuza kadar savaş demektir.
Aynı şekilde Türkiye diye adlandırılan alanda da başlıca 4 ayrı halk yaşamaktadır: Kendilerine Türk denilen Balkan ve Kafkas göçmenleri, her ne kadar Suriye ve Irak’dan farklı olduklarını idda etselerde, gerçek durum Suriye’ye çok benzemektedir. TC, Kürt, Laz ve Alevi halklarını, dağılmakta olan Irak ve Suriye devletlerinden daha az ezmemektedir. Suriye’de Kürtler otonomi elde etmişken, TC, bırakın bunu, hala dil ve isim konusunda 1. dünya savaşının kırmızı çizgilerini savunmaktadır.
Irkçı temelde kurulan TC, aslında Irak ve Suriye devletlerinden çok daha geridir. Irak’da, Kürt otonomisi, yarı resmi bir devlettir. Türkiye’de ise Kürtlerin hiç bir hakkı olmadığı gibi asimilasyon ve yoketme sürecine son hızla devam etmektedir.
Türk devleti, yıkılmakta olan Irak ve Suriye devletlerinin ayakta kalabilmeleri, veya onların yerine oluşabilecek yeni formasyonlarda, birincil derecede, Kürtlerin doğal haklarının yok edilmesini sağlayacak yapılanmalar için çırpınıp durmaktadır. Türkiye varını yoğunu buna yatırmaktadır…Bu anlamda TC, Ortadoğu’da Kürtlerin en büyük düşmanıdır.

Sevda Suner

Publicités

Laisser un commentaire

Entrez vos coordonnées ci-dessous ou cliquez sur une icône pour vous connecter:

Logo WordPress.com

Vous commentez à l'aide de votre compte WordPress.com. Déconnexion / Changer )

Image Twitter

Vous commentez à l'aide de votre compte Twitter. Déconnexion / Changer )

Photo Facebook

Vous commentez à l'aide de votre compte Facebook. Déconnexion / Changer )

Photo Google+

Vous commentez à l'aide de votre compte Google+. Déconnexion / Changer )

Connexion à %s